OBEZİTE HAKKINDA BİLİMSEL ÇALIŞMALAR

zayiflama_kampi_kilo_verme
Beynin Hipotalamus bölgesini etkileyerek besin alımını azaltan, yağ hücrelerinde salgılanan Leptin hormonu ile Pankreasın iç salgısı olan ve yağ dokularıyla orantılı olarak salgılanan, kandan beyne geçerek besin alımını azaltan, İnsülin hormonu gibi bazı belirleyici hormonlar ile ilgili son yıllarda yapılan araştırmalardan, deneysel hayvanlarda %100 kesin sonuç alınmasına karşın, insanlarda yapılan klinik denemelerin çoğunun başarısızlıkla sonuçlanması, obez hastalarının umutlarının boşa çıkmasına neden olmuştur.

     İnsanların davranışlarına temel teşkil eden bilinç ve bilinçaltı hallerini bilimsel testlerle tespit edip anlamak mümkün değildir. İnsan; akıl, şuur, düşünce üretebilme gibi dinamiklere sahip oluşu sebebiyle, diğer canlılar gibi sadece teste tabi tutularak yorumlanabilecek bir varlık değildir. Damak tadı ve göz zevki gibi değişken algılamaların fiziksel etkilerinin yoğunluğu göz önüne alınarak, deneysel hayvanlardan alınan %100 olumlu sonuçların insanlarda aynı etkiyi göstermesi beklenmemelidir. Açıkça bu konudaki teorimi ifade etmeliyim ki; dünyanın sürekli şişmanlaması ve  şişmanlayacak olması, bahsi edilen göz zevki ve damak tadı alışkanlıklarımızın kişinin kendi iç dünyası dışında kontrol altına alınamayacak olmasındandır…

Yaklaşık 30 milyar hücre bulunan insan beyninde, açlık, susama gibi hisler için, Bilim insanlarının, iç organların kontrol merkezi olan Hipotalamus bölgesini incelemekten çok, his ve ruh dünyamızı ilgilendiren, beynin ön-orta kısmında yer alan Talamus merkezini, şişmanlık hastalığı ile ilgili olarak çok daha detaylı incelemelerinin daha doğru ve yararlı olacağına inanıyorum.

Çünkü; bizim his ve ruh dünyamıza etki eden yönlendirmelerin sırrı hala çözülememiştir. O nedenle bilimsel çalışmaların sonlanmasını bekleyerek de kaybedecek yıllarımız yoktur. Çünkü mevcut sistemlerde zayıflayabilme şansımız tamamen kişisel irademiz, kendi iç dünyamız ve bedenimizle ilgili harcayacağımız çabaya bağlıdır..

     O halde tek çözümün kendimiz olduğunu anlar, dışarıdan yapılan müdahalelerin  söz konusu süre içinde geçerliliğini koruduğunu, müdahalenin kalkması ile tekrar eski halimize döndüğümüzün bilincine varırsak hislerimizi, davranışlarımızı, dolayısıyla yeme alışkanlıklarımızı değiştirebilmek için  çaba harcarsak ve  sorunu çözmek adına ancak ve ancak kesin kararlılık gösterirsek zayıflamada başarıya ulaşmamız mümkün olabilir. Aksi durumda ya her zaman aynı söylemleri tekrarlayanların yöntemlerine takılıp kalacağız,  ya da İlacı yut-zayıfla gibi mucize hap beklentileri içinde kendi potansiyelimizi görmezden gelmeye devam ederek, bırakın zayıflamayı, giderek şişmanlayacağız.

Alıntı: Okumuş olduğunuz obezite hakkındaki bilimsel araştırma makalesi VÜCUDUN ŞİFRESİ sitesinden ALINTIDIR. Yazının devamını okumak için TIKLAYINIZ! 

zayiflama-kampi-147

AÇIKLAMA:

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Günlük olarak alınan enerjinin, günlük olarak harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Obezite çağın en yaygın hastalıklarından biridir. Ve mide kelepçesi, mide balonu gibi ameliyatlar obezite tedavisinde önerilen bir yöntem gibi gözükse de sonrasında çıkabilecek sağlık problemleri için bizler önermiyoruz. Obez insanların başta ALGI DEĞİŞİMİ ve ruhsal arınmaya ihtiyaçları vardır.

HK Performans ailesi olarak geliştirmekte olduğumuz sistemlerimizle cerrahi yöntemlere başvurmadan sizlerin kalıcı şekilde zayıflamasını amaçladık.

Sizlerde www.hk.com.tr adresimizi ziyaret ederek sistemlerimiz hakkında bilgi alabilirsiniz.

Obezite de kalıcı zayıflama hakkında bilgi almak için TIKLAYINIZ.

Reklamlar

Obeziteye Kesin Çözümler İçin HK Performans!

Sen benim aileme yeni katıldın.  Ya insan gözlerini açar açmaz KİLOBEKÇİSİNİ yanında ister mi? :))

Bir gün internette geziyorum, VÜCUDUN ŞİFRESİ  kitabı gözüme takıldı yok artık dedim Halil Bey bu kadar kiloyu kısa zamanda nasıl vermiş, inanmadım tabi ama bir umut ya verdim kitap siparişini o gelene kadar daha çok yemem gerekli nasıl olsa ben de bu kadar kısa zamanda zayıflarım dedim…

Kitap elime ulaştı. 49 tane şifreyi kitabı okumadan buldum. Sonra buraya baslamadan kitaplık aldım dizerken yine elime aldım. O bana baktı ben ona… dedim ben sitesine gireyim. Böylece KİLOBEKÇİ MELEĞİMLE tanıştım… İnsanın alışkanlıklarından kurtulması hakikaten zor bir süreç. Bunu aşmam gerek ve o bana her şeyi ögretiyor mesela ben günde 3 tane çikolata yerken üstüne yediğim tatlıların haddi hesabı yok. Tabi o bana bir lokmanın beni 3 günlük açlık hissine bıraktığını söyledi. Bunu bilmiyordum.  Katkı maddelerini biliyordum ama bu kadarını bilmiyordum. Bunlardan yavaş yavaş arınmaya başladım. Ara öğünleri de yemiyorum. Diyetisyen bana günde 4 ara öğün vermişti. İki saatte bir ağzım doluydu önceden… Şimdi ise onu TURBOMEND ile kapatıyorum.

Sonra öğlenleri bana yürü dedi gittim, yürüdüm döndüm baktım aç değilim artık öğleleri aklıma yemek değil, yürümek geliyor ama akşamları için henüz bir şey yapamıyorum. Aç olmasam da illa bir kase çorba içeceğim yani… Alışkanlık ya anneler sağolsun aman aç kalma, yemek yedin mi? Az önce annem bana zorla kızarmış balık yedirecekti, ben istemiyorum dedikçe ”ye ne olur bir yane ye ne olur, kilo yapmaz” dedi. En son ”Yeter!” dedim istemiyorum. İnsana neden zorla yemek veriyorsunuz? Bana bugün kilobekçim dedi ki; ”kızartma yağlı olduğu sende açlık hissi uyandırır” ve ben bugün çok acıktığımı hissettim. Hani bırakın katkı maddeli ürünleri, doğal olan şeylerin bile açlık hissi uyandırdığını söyledi. Bir de hafta sonu derdim var, kalkıyorsun kahvaltı hazır…

Evde durmak çok kötü ya… Ben evdeyken hep yemek yemek isterdim çünkü sürekli aklım mutfakta, sürekli ne yapsam, ne yesem… Kendime çok kızıyordum. Bazen de kendimi başkalarıyla kıyaslardım. O benden çok yedi, neden kilo almıyor ben niye alıyorum? Ben de yiyeceğim derdim.

Bunların da benden farkı sadece fiziki yapıları ki ben de çok ama çok yakın zamanda onlar gibi bir fiziğe sahip olacağım ama her şeyin farkında olarak sağlığım, ömrüm yediklerimden ibaret olmayacak. Birinin kalbini kırmak kolay ama o kırıkları bir araya getirmek çok zor. Hani ben bu zoru kolaya cevirmenin yolunu arıyorum önceleri çok kırdım kendimi…Ben de bedenimi farklı alışkanlıklara yöneltiyorum ki nasıl alışırsa öyle gitsin…

Bir dilim kızarmış patates… Hayat sadece anlardan ibarettir. Ben şimdi bu dilim patatesten zevk almayı ve hayatta her şeyden şikayet etmemeyi de öğrenmeye çalışıyorum aynı zamanda… Aslında kilodan çok öte, beynimizin derinlerine kadar işleyen farklı düşüncelerden arınmak asıl püf nokta, zor olan kısım… Boşuna dememişler VÜCUDUN ŞİFRESİ diye…
Ben HK Performans ailesi ile tanıştığıma çok memnun oldum. Bu kadar hizmeti beklemiyordum. Karşıma, şunu ye, bunu ye, onu yap diyen birileri çıkacak diye bekliyordum…

N.D

HK Peformans Halil Kargulu 05

 

Açıklama : 

Kilolu problemi halledilemeyecek bir problem değildir!  Zayıflamak yalnızca gerçeklerin kurulu olduğu bir sistem ile mümkündür. HK Performans farkıyla bu değişimi yaşamak, sağlıklı ve hızlı zayıflamak artık çok kolay!

 Kalıcı zayıflamak için Türkiye ve dünyada eşi benzeri bulunmayan, tek adres HK Performans’tır. Bu sistem ile hayatınızdaki farklı renkleri keşfedecek, hedef odaklı çalışmalarla hayalinizdeki ideal kiloya kavuşacaksınız. Önceden yaşadığınız başarısızlıklarınızı bir kenara bırakın ve size doğru açılan bu kapıdan içeri girmeye çalışın. HK Performans bünyesinde zayıflamak isteyen kimse yarı yolda bırakılmamıştır.

Siz de zayıflamak ve kendinizde olan mükemmeli ortaya koymak için bizimle yola çıkmaya hazır mısınız?

 

Doğru Kapıda Doğru Anahtarlasınız!

HK PERFORMANS EĞİTMENLERİ

Not: Yukarıda okumuş olduğunuz makale HK Performans Üyesi tarafından yazılmıştır. Devamı ve daha fazlası için LİNKE tıklamanız yeterlidir. www.hk.com.tr/basarilar.asp

Online Zayıflama Başarısı!

Kilobekçim kim mi? işte benim kilobekçim tam da o!… 29 Günlük deneyim.

29 günlük HK Performans deneyimi…

Çok yollar var yürünecek belki daha ama yürümekten korkmuyorum artık;

Çünkü yalnız olmadığımı biliyorum…

 

“Ölmek bir sanattır, her şey gibi.

Eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi…

Öyle ustaca ki

İnsana korkunç geliyor…

Öyle ustaca ki

Gerçeklik duygusu veriyor…

Bu konuda iddialıyım sanırım…”

Slyvia Plath

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Aslında hepimiz iddialıyız sanırım. Hepimiz, “hayat” denilen düzenin içerisinde yitip gitmiş, vücudunun her hücresi yokluk nöbetleri geçiren, kulaklarında hüzün çanları çalan, bedeni haşmetli-ruhu tükenmiş “hepimiz”…

Bu kaybolmuşlukta, yolunu bir türlü bulamayan, vücudunun hissettiği yokluğu midesiyle dindirmeye çalışan, her geçen gün bedeni biraz daha büyürken-ruhu ufalan “hepimiz”…

Karanlıkta bir odada, siyah perdelerin ardında, tek başına… Öcülerden korkan bir çocuk misali kendinden korkan, ümitsizlikten titreyen “hepimiz”…

Evet, aslında hepimiz iddialıyız ölmekte; çünkü ağzımıza attığımız her gereksiz lokmayla, maskelerin arkasına sakladığımız her gözyaşıyla, işittiğimiz her patavatsız kelimeyle kendimizi yavaş yavaş öldürüyoruz.

Yaptığımız; bulanık sularda yüzerken suyun altındakilerden korkmak. Işığı açmak varken karanlıkta geçmişe takılıp sendelemek. Çıkış yolunu ararken, yanlış tabelalara inanmak. Bedenimizin isyanlarını duymazdan gelmek. Ruhumuzu minicik kafeslere hapsetmek. Teselliyi; alkol şişelerinde arayan bir alkolik hesabı, yiyeceklerle acılarımızı unutmaya çalışmak.

Bu anlattıklarım “ben”… Ve belki de “sen”…

Bütün bunları yaptım, bedenimin ruhumu ezmesine izin verdim, beynimi uyuşturdum, “tokum” diye bağırdı-duymadım! Açlığı yeni baştan öğrettim ona. “Açsın sen” dedim, “ne kadar yesen de açsın, doymak bilmiyorsun”. O kadar ikna ediciydim ki, beynim de bana ayak uydurdu, el ele verdik-bedenime seçenek bırakmadık. Hep beraber battık! Böylece, gitgide daha derine, daha derine… Nefesimiz kesildi; ama çıkmak için çaba göstermedik. Ölmek için sarıldık birbirimize; ama onu da beceremedik. Öyle çok derinlerde, bir başımıza kalakaldık…

O anda bir el uzandı, “tut elimi, seni yukarı çekeyim” diye seslendi bize… Yorgunduk, ümitsizdik ve ne kadar çaresiz olduğumuzun bilincindeydik. Bedenim uzattı elini önce, “olmaz” dedi ses “Önce beynin! Diğerleri onunla beraber gelecek zaten”.

İsteksizdim; çünkü sonrasında olacaklardan korkuyordum. Değişmek, yeni biri olmak, yeni bir bakış açısı kazanmak… Zordu, sancılıydı… Güvenemezdim, inanamazdım, kuşkuluydum… En önemlisi de, yorgundum…

“Sadece elimi tut ve bırakma, gerisini ben yapacağım. Bana güven, hep yanında olacağım.” diye ruhuma fısıldayan ses; benim iç sesim, karanlıktaki ışığım, gitmem gereken yolu gösteren tabelam, geçmişi ayaklarıma takılmasın diye süpürenim, kulaklarımdaki hüzün çanlarını susturanım,“kilobekçim”di…

Korkarak tuttuğun elimi sımsıkı kavrayan ve beni tekrar yukarı çıkaran “kilobekçim”…

Nefesinin sınırlarını zorlayarak yapılan bir dalışın ardından derin bir nefes almak gibi, çoktan seçmeli bir sınavda cevap kâğıdının doğrularla işaretli olarak bana sunulması gibi, her sabah dinlediğim müziği gülümseyerek tekrar dinlemek gibi, içimdeki kalabalığa kulaklarımı tıkayıp-kuşların sesini duymak gibi… Sanki mutlu olmak gibi “kilobekçim”le olmak, mutlu olmayı öğrenmek gibi…

Girdiğimiz yollar, yollarım çok dolambaçlı… Kayboluyorum bazen, ne yöne gideceğimi bulamıyorum; “yetiş” diyorum o zaman – “zaten buradayım, hiç gitmedim ki” diyor. Bazen yol çok zor görünüyor gözüme, zor ve çukurlarla dolu. Ben ise kırılgan ayaklarımla yola girmeye korkuyorum. “Yapamam” diyorum – “Elimi tut, yapalım” diyor. “Güvenemem” diyorum – “Bırakmayacağım” diyor… Bana kalansa sadece onun adımlarını takip etmek…

Çok yollar var yürünecek belki daha ama yürümekten korkmuyorum artık; çünkü yalnız olmadığımı biliyorum. Çok filmler var daha geçmişi irdeleyen ama izlemekten çekinmiyorum artık; çünkü benimle izleyecek birinin olduğunu biliyorum. Çok maskeler var daha çıkarılacak ama çıkarıp atmaktan endişe etmiyorum artık; çünkü maskelerimi değil yüzümü görmek isteyen biri olduğunu biliyorum. “Gerçek ben” i tanıyan biri olduğunu biliyorum, “olmam gereken ben” i değil…

“Kilobekçim” kim mi?

Senelerdir inşa ettiğim duvarlarımı aşan, sıkı sıkı kapattığım kapımı nazikçe açan ve usulca “bana” yaklaşan, saklandığım odanın siyah perdelerini açıp odamı gün ışığıyla dolduran, titrek ellerimden tutup beni ayağa kaldıran, bir cümlesiyle yanlışlarımı gösteren, bir kelimesiyle beni gülümsetebilen… İşte, benim “kilobekçim” tam da o! …

“Bazen bir gülüş

Sevdirebilir yaşamayı,

Karanlıklar içinde cılız bir ışık da olsa aydınlatabilir yolunu…

Nefes almana izin verir, sarıp sarmalar seni…

Karamsarlıklar içinden çekip çıkarır umutlarını…

Bazen bir bakış

Sıcacık bir anlamla yükler nefesini,

Gözlerinden ruhuna akar, içini ısıtır…

Güven verir sana,

Neler kaçırdığını anlamana fırsat verir…

Bazen bir hayal,

Hızlandırır yaşamını, kalbini titretir…

Geçmişi hatırlatır farkında olmadan,

Anılar bedenlenip karşına dikilir bir anda,

Kim olduğunu hatırlatır…

Bazen bir söz

Yankılanır kulaklarında…

Ruhunla bedenin arasında bir yerde takılır kalırsın…

Ruhuna sarıldıkça sen, bedenin daha bir yakınlaşır sana…

Anlarsın ki, beraber yol alma vakti gelmiştir…

Bazen bir yabancı

Beklemediğin anda girer hayatına…

“Bir” olursunuz…

O kadar gerçek ve o kadar hayaldir ki,

İsimlendiremezsiniz…

Sadece “kilobekçim” diyebilirsiniz…”

 

E.T.

 IMG_1832

Açıklama:

Kilolu olmak bir kader olmadığı gibi halledilemeyecek bir problem de değildir. Pek çoğumuz için hızlı zayıflamak çok zor gibi görünse de, doğru yöntem ve kararlarla bunu başaran pek çok insan adını tarihe yazmış, kilolarına veda edebilmiştir. Bilinen en büyük yanlışlardan biri sadece çok yemek yenildiği için kilolu olunduğu düşüncesidir.

Gerçek aslında ruh dünyamızdaki ağırlığın bedene yansımasından ibarettir. Gerçek şu ki hiç kimse ideal kilosunda yaşamak varken kilolu olmayı seçmez. Dolayısıyla kendimizi kandırmak da ruhumuza yük almaktan başka bir işe yaramayacaktır. Artık hızlı zayıflamak için karar vermiş bir birey olduğunuzu varsayalım. Önceden türlü diyet yöntemlerini denemiş üç-beş kilo zayıflamış sonrasında yine kilo aldığınızı görünce umutsuzluğa kapılmış olabilirsiniz. Bir yolun olduğuna inanıyor fakat o yolun ne olduğunu bilmiyorsunuz diyelim. Geçmişteki başarısızlıklarınızı bir kenara bırakın. Zaten onlar sizin başarısızlıklarınız değildi. Sizi yaşantınızda tertemiz bir sayfa açmaya davet ediyoruz.

Doğru rehberler eşliğinde, hızlı zayıflamak sürecinde mutlak başarı olan ideal kiloya kavuşmak artık zor değil! Kilo psikolojisini çok iyi bilen, hedef odaklı çalışmalarıyla HK Performans alternatifsiz tek adrestir. Bütün faaliyetlerinde butik yani bireye özel olarak hizmet vermektedir. Sizlerin bile kendinize inanmadığı zamanlarda size inandık ve başaran üyelerimiz, ruhlarından tonları, bedenlerinden fazlalıkları kaybederken onlarla birlikte kazanmanın sevincini yaşadık. Tam teslimiyet ile HK Performans sistemine katılan hiç kimse yarı yolda bırakılmamıştır. Eğer siz de hızlı zayıflamak, sağlıklı ve zinde bir beden ve ruh halinde hak ettiğiniz geleceği yaşamak istiyorsanız, size doğru açılan bu kapıdan içeri girmeye çalışmanızı öneriyoruz. Sağlıklı, kalıcı ve hızlı zayıflamak için işkence çekmeye son! HK Performans her zaman farkını hissettirir!

 

NOT: BU BAŞARI HİKAYESİ VÜCUDUN ŞİFRESİ SİTESİNDEN ALINTIDIR. YAZININ ORİJİNALİNİ OKUMAK İÇİN LÜTFEN SİTEYİ ZİYARET EDİNİZ:  www.vucudunsifresi.com/tr-tr/yorumlar.asp

Gelişerek Değişti ve 17.7 Kilo Zayıfladı!

Yaş 30 Boy 163  İlk Kilo 77.1  Son kilo 53.4

 

 10806358_898437206842441_1451926845328802461_n

Umarım bu başlıkla yeteri kadar dikkatinizi çekmişimdir. Tam da istediğim bunu okuyan herkesin dikkat kesilip şöyle bir bakması ve sonuna kadar sabırla benim diriliş hikâyemi okuması… Belki böylelikle başka bedenlerin de dirilişinebaşka ruhların da gerçek hayatla buluşmasına bir nebze katkı sağlarım. Ey kari lütfen sabırla oku.

Başlangıçta HK Performans web tabanlı online sistemine kilo vermek ve bedenimdeki ağırlıklardan kurtulmak maksatlı olarak başvurdum. Aslında bu ağırlıklardan kurtulduğumda her şey güzelleşecek ve çoktan ölmüş olan ruhum sanki bir anda canlanacaktı. Yani her şeyin sebebi bedenimi sıkıca  sarmalayan bu yağ kütlesiydi, evet evet kesin oydu. “Aslında ben öyle sanıyordum.“

Benim  ölüm uykum yani ruhumu, bedenimi, kendimi öldürmeye başlamam lise ve üniversite yıllarımda oldu. Benim için her şey derslerden ibaretti. İlle de her şeyde birinci olacak, her kesin gözdesi olacaktım. Okşanan gururumla bilmeyerek ruhumu görmezden gelmeye başlayacaktım. Evet, insanların bir idealleri olması çok güzel bir şey. Ama bu ideal uğruna kendinden vazgeçmesi, çevrede gelişen güzelliklere kulak kapatıp görmezden gelmesi olacak iş mi? Evet oluyor. Bir de bakmışsın ki hayat çok hızlı bir şekilde ilerlemiş ve yaşın gereği olup, yapacakların seni çoktan geride bırakmış, çekip gitmiş… Ne zaman bahar olmuş, ne zaman kış üşütmüş… Çoktan beri üşümekte olan ruhunuzu anlamıyorsunuz. Bir de bakmışsınız ki evlenmiş ve iş hayatına başlamışsınız. Derslerdeki başarılarıyla okşanmaya alışan gurur bu defa eşinin gözünde en iyisi olmak ve çalışma hayatında başarılı bir kariyer sağlamak için sizin yakanızı bırakmamakta, peşinizde gezinmekte. Bu arada ruhuma ne oluyor, nerelerde ruhum, beynim…

Rabia adeta bir robot şekline bürünmüş. Sabah yatağından kalkıyor yatağı ve evi şöyle bir topluyor, kapının önünde servisine binip okuluna koşuyor. Belki bu dönem sevgili öğrencilerim hala ölmeyen ve can çekişen ruhumu bir nebze olsun canlı tutuyor ama bu da korkarım ki onu ölüm döşeğinden çıkarmaya yetmiyordu. Okulun kapısının önünde inip o cıvıl cıvıl, saf, temiz yürekler kapıda beni karşılıyor “öğretmenim günaydın, günaydın” diye haykırıyor ama ben sadece bunu bir selamlama olarak algılıyor, tenezzül edip de kafamı bir kaldırmıyorum ki gün gerçekten aydın mı karanlık mı diye. Aydınlık ya da karanlık günü hiç önemsemeyen gururum bir telaşla derslere giriyor ki Ankara’da derece yapsın, okşanmaya devam etsin diye. Tabi onun için sorun yok, can çekişen ölen bir ruh, onun hiç umurunda bile değil. Sonra okulda öğretmen arkadaşlarımla yaptığım kahvaltılarda bile ders, iş konuşuluyor. Onlar da o kadar kaybetmişler ki ruhlarını seni düşünüp ikaz eden olmuyor. Ardından öğle yemekleri, ki aşçıların torpille çok çok koyduğu servisler. Yemelisin Rabia, sakın hasta olmayasın, yoksa hasta olursun, devamsızlıkla öğrencilerin geri kalır, yarıştan koparsın. Çok yemekle, sağlığın eş değer tutulduğu kocaman yalanlar. Tabi bu koşturma hali içinde gün bitmiş ve bir sınıf içerisinde ne kadar hareket edebilmişse bedenim o kadar hareket etmiş ve tekrar kapının önünde servise binip evinin önünde inmiş. Zaman böylece akıp geçmiş hiç yürümemiş bu beden, aylarca belki bir dönem boyunca… Servis şoförü bazen kapının önünde değil de biraz uzakta indirse ve mahcup mahcup bunu dile getirse “tamam” deyip söylene söylene yürümüş. Ölü bir ruhtan bahsediyorum size; ölü bir ruh ve her daim okşanmış bir gurur ve nefis. Eve gelir gelmez hazır ne varsa yiyip, eline bilgisayarını alıp; çalışma kâğıtları, sorular ve sınavlar hazırlayarak kanepede sızan bir beden… İnsan bu telaştan iç sesini kaybediyor, aynalara bakmıyor, Rabbiyle konuşmaz oluyor. Tek derdi var onun, başarı ve başarı sonucu gelen inanılmaz övgüler ve okşana okşana durup dinlenemeden hâkimiyeti eline almış bir gurur, bir nefis. Kaç yıl sürdü bilmiyorum ruhumu öldürme sürecim. Ruhumu kaybetmiştim… Ruhumun yanı sıra birçok şeyi de öldürmüştüm ya onlara burada değinmek bile istemiyorum.

Eşimin sert bir engellemesiyle işimden ayrıldım.”Ya ben, ya işin” dedi. Üzüle üzüle, istemeye istemeye bıraktım her şeyimi… Günlerce ağladım, günlerce saatlere bakıp şimdi dersteler şimdi çıktılar deyip hayal kurdum. Tabi evde kaldığım bu sürede düşünme, kendimi dinleme fırsatım oldu… Bu telaştan ne kadar da kendimi kaybetmiştim… Aynaya baktığımda ruhum gibi bedenimin de iflas ettiğini, öldüğünü gördüm. Hani trafik kazasında ilk müdahalede kalp masajı yaparlar ya, kendine getirmek için hastaları; çok defa aynı şoka benzer bir şokla salladım kendimi… Olmuyordu, yapamıyordum… Bir şeyler yanlış gidiyordu… Baktım ki olmuyor tamamen kendimi bıraktım. Yatak ve televizyon en iyi arkadaşım oldu. Neredeyse tüm günüm yatakta ve televizyon karşısında geçiyordu. O sürekli okşanan gururumun artık sesi sedası çıkmadan bir köşede kıvrılmış ortaya çıkmak için uygun bir zaman kolluyordu. Bitkisel hayatta gibiydim. Her şey anlamsızdı. 70 kilo olmuş, giydiğim hiç bir şeyi kendime yakıştıramaz ve aynalara bakamaz olmuştum. İşte bu gururumun bittiği andı… Bu defa gururum başladı, dış görünüşümle övünme telaşı içine girmek için arayışlara… Diyetisyenle başladı arayışım. Evet, geçici olarak sorunu çözmüş 63 kilo olmuştum. Ama nedense mutlu değildim. Sürekli gözüm yemeklerdeydi. Hayatım boyunca ölçüyle, saatle yemek yeme düşüncesi, beni delirtmeye yetmişti. Bu delilikle bir kaç ayda geri eski kiloma dönmüştüm.

İşte benim diriliş hikâyem böyle başladı. Ablam sürekli telefonda bahsediyordu Omder‘den, kilo bekçiliğinden. İlla “bir dene ya, ne kaybedersin” deyip sıkıştırıp duruyordu. Ablam, beni belki de benden çok düşünür, hep koruyup kolladığı küçük kardeşi için en iyisini isterdi. Farkına varmıştı ölüyor olmamın. Hiç unutmuyorum. “Rabia bak Kenan sıkıntı çıkarırsa ben seni gönderirim.” diyordu. Hatta bunun için sistemden faydalanmış bir arkadaşıyla tanıştırdı ve gerçek dirilişim nihayet başladı.

11401467_1005576129461881_3435641775112808333_n
Kilobekçimle tanıştım bu süreçte. Hani hep okşanan gururumun istediği lafları söylemiyordu o. Bir gün hiç unutmuyorum “Ya Hakan Bey bana biraz gaz ver, diğer üyelerinle beni karşılaştır da ben biraz kamçılanayım” dedim. O, “Rabia Hanım biz gazla çalışmıyoruz, herkes ayrı bir değer, herkesin süreci kendine özel” deyip duymak istediğim, gururumu okşayan laflara hiç girmedi. O da anlamıştı sanırım her şeyin sebebinin okşanmak isteyen gururum olduğunu. Sürekli makaleler gönderiyor, olumlamalar paylaşıyor, zihnimi hücre hücre diriltiyordu. Dedim ya ruhumu diriltmekti tek istediği… 5 ay gibi bir süreçte hiç ama hiç “Rabia Hanım çok kaçırmışsın, çok yemişsin” demedi. Yemekler ve kilo vermem ikinci, üçüncü plandaydı sanki… Eski yaşantılarımın kötü anıları beni kucakladığında hemen müdahale edip bilinçaltımın bana yaptığı zarardan bahsetti. Elimde olanla yetinmemim, anın güzelliklerinin peşinden koşmamın bana neler katığını anlattı. Bir nefesteki şifadan, güzel bir düşüncedeki mucizeden, güzel düşünmenin ve şükretmenin ruha verdiği dirilişten bahsetti hep. Uyumakla ne kadar çok şey kaybettiğimden, televizyon izlerken de bilinçaltıma farkına varmadan gönderilen mesajlardan, suyu yudum yudum içip olumlu düşünerek bir yudum suyun bile tüm hastalıklara şifa olduğundan ve burada anlatamayacağım ve hayatıma kazandırdığı birçok güzellikten bahsetti. Bir müddet sonra hiç sormadan sorgulamadan itaat ettim onun sözlerine, o diyorsa bir bildiği vardır diyerek duyar duymaz heyecanlandım ve hayata geçirmek için atağa geçtim. Ölü gibi yaşıyorken,  ölü toprağı serpilmiş ruhum canlandı. Ruhumu bedenim kucakladı… Bedenim ve ruhum birlikte olup hâkimiyetine son verdiler gururumun ve rahatına düşkün nefsimin.

Ve çoğu hikâyede olduğu gibi işte mutlu son. Bedenen ağırlıklarımdan kurtuldum 71 kilodan en son 54’e (şimdi bilmiyorum ve ilgilenmiyorum) indimAma inanın kilo vermem bedenen yaşadığım değişimin, ruhsal olarak yaşadığım değişimin yanında hiçbir şey. Keşke size ruhumdaki değişimin ve yeniden dirilişin de sayısal verilerini verebilme şansım olsaydı. Maalesef ki bunu ölçecek bir tartı henüz keşfedilmedi. Ama şimdi daha bir başka bakıyorum hayata. Daha çok görüyorum güzellikleri, daha başka içime çekiyorum oksijeni ve daha başka seviyorum herkesi, her şeyi. Bence bu değerleri kazanmak kilo olarak değişmekten daha da güzel, kilo zaten kendiliğinden gidiyor. Artık baskülle, kaloriyle işim kalmadı. Bütün hesapları diyetisyenlere bırakıyorum, bir ömür boyu… Ben özgür ruhumun peşindeyim, onun derdindeyim.

İşte bu benim yeniden diriliş, yeniden fark ediş hikâyem… Sonu mutlu ve geleceği çok umutlu bir hikâye…

Teşekkürler Halil Bey, teşekkürler Kilobekçim.

R.Y.

 

ALINTI:

Yukarıda okumuş olduğunuz zayıflama başarı hikayesi  VÜCUDUN ŞİFRESİ sitesinden alınmıştı. Yazının devamını okumak için linke tıklayınız:
http://www.vucudunsifresi.com/tr-tr/yorumlar.asp?RecID=626&TabID=0

 

AÇIKLAMA:

HK Performans 9 ay 10 günde REJÜVENASYON Programı; bedensel değişimin yanı sıra kalıcı zayıflamak için güçlü bir motivasyon,  algı ve alışkanlık değişimi üzerine, GELİŞEREK DEĞİŞİM eğitimleri içermektedir. Zihni özgürleştirmek ve özgür birer kişi olmak için öncelikli olarak;  doğru miktar algısı ve tüketim alışkanlıklarındaki değişimle ideal kiloda yaşamanızı sağlar. İdeal kilo, kendinizi sosyal ve duygusal olarak iyi hissettiğiniz kilodur.

Tüm bu değerli sonuçlar için Kişiye Özel Üstün Performans Çalışmaların bir kısmı YATILI KAMP’lardan oluşmaktadır.  Zamanı uygun olmayanlar için programın tamamı yeni nesil uzaktan eğitim sistemleri ile bilgisayar ortamında desteklenmektedir. İster kamp, ister web tabanlı online sistemler olsun  tek amacımız sizi hayalinize kavuşturmaktır. Hedef odaklı kalıcı değişimler için HK Performans‘ı araştırın, takip edin ve size açılan bu kapıdan içeri girmek fazla düşünmeyin.

 

Doğru Kapıda Doğru ANAHTARLASINIZ!

HK Performans            www.hk.com.tr           www.vucudunsifresi.com

 

Etiketler: zayıflama kamplarızayıflama otelikalıcı zayıflama, sağlıklı zayıflamaobezite tedaviziobezitemide kelepçesi, mide balonu, mide balonu zararlarıkilobekçisihk performansHalil karguluhızlı kilo nasıl verilir

 

KİLOLARINIZLA YÜZLEŞMEYE CESARETİNİZ VAR MI?

Şişman insanlar (mesela ben) kilolu olduklarını kabullenemezler. Yolda süzüle süzüle, sanki kilosu normalmiş gibi yürürler, gözlerini bir bantla kapatmış, kulaklarını tıkamış ve her şey yolundaymış gibi hayatlarına aynı yeme hızıyla devam ederler.

Ben anlatacaklarımı kendimden yola çıkarak, açık sözlülükle anlatacağım ve biliyorum ki bu problemi yaşayanlar olarak çektiğimiz sıkıntılar temelde aynı ancak değerlendirmesi kişiden kişiye göre değişebilir.

Gerçeği ne zaman anlarız biliyor musunuz? Örneğin bir mağazadan pantolon alacağız, tezgahtar kız şöyle bir bakar, süzer, sonra da;

– “Size göre bedenimiz yok maalesef” dediğinde, (yanında zayıf biri varsa olayı kapatabiliyorsun, o an kıvırma payın yüksektir.

–   “Bana göre değil zaten, arkadaşıma alacağız şöyle bir bakalım biz” dersin ve sonrasında tezgahtar kız hemen;

–   “Ha öyle mi, buyurun şöyle modelleri göstereyim” der ve olayı kapatırsın ama için içinde o kıza uyuz olursun, çünkü sana göre senin kilon normaldir 60-70 kilo olan bir kızla aynı havada görüyorsun kendini. Buna sosyal psikolojide “Benzeştirme” deniyor. Benzeştiriyoruz kendimizi yanımızdakine ve rüyalara dalıyoruz haliyle, ta ki birisi bizi o uykudan uyandırana kadar.

E tabi tek çıkma gibi bir durum da söz konusu, her zaman birileri olacak değil ya yanımızda. O zaman da olayı şu şekilde kurtarabiliyorsunuz;

–  “Bir arkadaşıma hediye alacağım tabi ki kendime değil, görüyoruz bedenleri zaten!”
diyerek bir de tezgahtara çıkışma durumumuz var! Sanki şişman olmamızda onların suçu varmış gibi…

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.

Obezite merkezleri, obezite cerrahisi, Türkiye’de obezite cerrahisi, Türkiye’de obezite merkezleri, obezite tedavisi Türkiye, obezite cerrahisi Türkiye, obeziteye kesin tedavi, obeziteye kalıcı tedavi, obeziteye kökten tedavi, obeziteyi nasıl yendim, obezite ameliyat fiyatları

TÜRKİYE’NİN EN BAŞARILI ZAYIFLAMA HİZMETİ İLE KALICI ZAYIFLAMA

TÜRKİYE’NİN EN BAŞARILI ZAYIFLAMA HİZMETİ